Hz. Musa Kıssası
Giriş: Zulmün Ortasında Doğan Bir Umut
Tarih boyunca bazı dönemler vardır ki
zulüm yeryüzünü kaplar.
Güç sahipleri kendilerini ilah gibi görür,
masum insanlar ezilir,
adalet kaybolur.
Hz. Musa’nın yaşadığı dönem de
işte böyle bir zamandı.
Mısır’da hüküm süren Firavun:
- kendisini ilah ilan etmiş,
- insanları köleleştirmiş,
- İsrailoğulları’na ağır zulümler yapmıştı.
Fakat zulmün en karanlık olduğu anda
Allah bir kurtuluş vesilesi yarattı:
Hz. Musa.
Hz. Musa’nın Doğumu ve İlahi Koruma
Firavun, bir rüya üzerine
İsrailoğulları’ndan doğacak erkek çocukları
öldürtüyordu.
İşte böyle bir tehlike altında
Hz. Musa dünyaya geldi.
Allah, annesine ilham etti:
“Onu emzir.
Onun için korktuğunda onu suya bırak.
Korkma ve üzülme.
Onu sana geri vereceğiz.”
Bir annenin
bebeğini nehre bırakması…
Bu, insan aklının zor anlayacağı
büyük bir tevekkül örneğidir.
Fakat Allah’ın koruması
insanların planından büyüktür.
Firavun’un Sarayında Büyümek
Nehirde ilerleyen sandık
Firavun’un sarayına ulaştı.
Firavun’un eşi Asiye,
bebeği görünce merhamet etti
ve onu sahiplendi.
Böylece:
- öldürülmek istenen çocuk,
- düşmanının sarayında büyüdü.
Bu olay,
Allah’ın planının
ne kadar kusursuz olduğunu gösterir.
Gençlik Yılları ve İlk Sınav
Hz. Musa büyüdüğünde
bir gün iki kişinin kavga ettiğini gördü.
Birine yardım ederken
diğerine istemeden zarar verdi
ve bu olaydan dolayı şehirden ayrılmak zorunda kaldı.
Bu olay:
- hatanın,
- pişmanlığın,
- tövbenin
insan hayatındaki yerini gösterir.
Hz. Musa hemen şöyle dua etti:
“Rabbim! Kendime zulmettim, beni bağışla.”
Ve Allah onu bağışladı.
Medyen Yılları: Sessiz Hazırlık Dönemi
Hz. Musa Medyen’e gitti,
orada yıllarca yaşadı,
evlendi ve çobanlık yaptı.
Bu dönem:
- sakin,
- görünüşte sıradan,
- fakat aslında hazırlık dönemiydi.
Çünkü Allah büyük görevlerden önce
kullarını olgunlaştırır.
Tur Dağı’nda Gelen Vahiy
Bir gece Hz. Musa
Tur Dağı yakınlarında
bir ateş gördü.
Oraya yaklaştığında
Allah ona seslendi:
“Ey Musa!
Şüphesiz ben senin Rabbinim.”
Bu an,
Hz. Musa’nın peygamberlikle görevlendirildiği andır.
Allah ona:
- asasını mucize yaptı,
- elini nur kıldı,
- Firavun’a gitmesini emretti.
Hz. Musa korktu
ama Allah şöyle buyurdu:
“Korkma, ben seninleyim.”
Firavun’a Karşı Büyük Mücadele
Hz. Musa ve kardeşi Harun,
Firavun’a gidip onu uyardılar:
“İsrailoğulları’nı bizimle gönder.”
Fakat Firavun:
- kibirlendi,
- inkâr etti,
- mucizelere rağmen iman etmedi.
Bu, tarihteki en büyük
hak-batıl mücadelelerinden biridir.
Sihirbazların Secdesi
Firavun sihirbazları topladı
ve Hz. Musa ile yarışmalarını istedi.
Hz. Musa asasını attığında
asa gerçek bir yılana dönüştü
ve bütün sihirleri yuttu.
Bunu gören sihirbazlar
gerçeği anladı ve:
secdeye kapandı.
Firavun onları tehdit etti
ama imanlarından vazgeçmediler.
Bu sahne,
imanın kalbe girince
hiçbir gücün onu sökemeyeceğini gösterir.
Büyük Çıkış: Denizin Yarılması
Firavun inkârda ısrar edince
Allah Hz. Musa’ya:
kavmini gece yola çıkarmasını emretti.
Firavun ordusuyla peşlerine düştü.
Önlerinde deniz,
arkalarında ordu vardı.
İsrailoğulları korktu:
“Yakalandık!”
Hz. Musa ise şöyle dedi:
“Hayır! Rabbim benimle, bana yol gösterecek.”
Allah denize vurmasını emretti.
Deniz ikiye ayrıldı
ve yol açıldı.
İman edenler geçti.
Firavun ve ordusu ise
sular arasında boğuldu.
Bu, zulmün sonunun
mutlaka geldiğini gösterir.
Hz. Musa Kıssasından Alınacak Büyük Dersler
1. Allah Dilerse En Zayıfı Korur
Bir bebek,
Firavun’un sarayında büyüdü.
2. Tevekkül Mucizelerin Kapısını Açar
Anne Musa’nın nehre bırakışı
bunun en büyük örneğidir.
3. Hakikat Karşısında Kibir Kurtarmaz
Firavun mucizeleri gördü
ama iman etmedi.
4. İman Cesaret Verir
Sihirbazlar ölümü göze aldı
ama secdeden vazgeçmedi.
5. Allah’ın Yardımı En Zor Anda Gelir
Deniz,
tam çıkış yokken yarıldı.
Günümüze Bakan Mesaj
Hz. Musa kıssası bize şunu söyler:
- Zulüm ne kadar güçlü görünürse görünsün
sonu yoktur. - Hakikat ne kadar zayıf görünürse görünsün
mutlaka kazanır. - Çıkış yolu görünmese bile
Allah bir kapı açar.
Sonuç: İman Kazanır, Zulüm Kaybeder
Hz. Musa’nın hayatı
şu gerçeği haykırır:
Güç Firavun’da değil,
Allah’tadır.
Ve tarih boyunca değişmeyen kural şudur:
İman edenler kurtulur,
zulmedenler kaybeder.